Asıl Engelli Zihni Körermiş Kişidir.

 

3 Aralık Dünya Engelliler günü 1992 senesinde Birleşmiş Milletler tarafından uluslar arası bir gün olarak kabul edilmiştir. Engelli kardeşlerimizi, abilerimizi, ablalarımızı, nene ve dedelerimizi anlamak, onların yaşam standardına senede bir gün de olsa dikkat çekerek farkındalık yaratma amacını taşıyor kısacası bugün. Bu günü öğretmenler günü, avukatlar günü, sevgililer günü kutlar gibi ‘tüm engelli kardeşlerimin engelliler günü kutlu olsun!’ gibi klişe ve kalıplaşmış cümlelerle engelli vatandaşlarımızın engellerini yüzlerine vurur gibi sanal ortamın kalemşörü edasıyla kutlamak bana göre gerçekten üzüntü verici bir durum.

 

Çok sık kullandığım ve anlamlı bir atasözü var memleketimizin aslında bugünlere gelmiş köhnemiş yapısını da anımsatan; “lafla peynir gemisi yürümez” diye. Aynen o hesap. Toplum olarak hiçbir uluslar arası günü kaçırmıyoruz, bir kutlama havasıdır sormayın gitsin. Her güne özel de memlekette o zümreyi ilgilendiren sorunlar gündeme taşınır, birkaç gün tartışılır, eksiklikler masaya yatırılır gibi görünür fakat günün sonunda hiçbir icraat veya girişim yapılmaz; ta ki ertesi yıl o zümreyi ilgilendiren kutlu gün takvim yapraklarında tekrar görünene kadar. Zamanında doldurduğumuz fakat suyunu değiştirmediğimiz küvetin içinde, o kapkara olmuş su ile yıkanıp temizlenmeye çalışıyoruz.

Çok sevdiğim saydığım bir çok engelli dostlarım, arkadaşım, kardeşlerim, var etrafımda bir o kadarda ihtiyaç sahibi. Öyle hemen yanlış anlaşılmasın  ‘devlet nerede’ denecek cinsten değil ihtiyaçları. Küçük dokunuşlar. Mesela küçük bir çocuğun o günkü isteğini gerçekleştirmek gibi basit bir şey beklide. (araya bir not sıkıştırmak isterim. Geçen yıl ergen çağına gelince yatağa bağlı olarak hayatına devam etmek zorunda kalan kardeşi için hastanelerdeki gibi kendisinin yatırıp kaldırabileceği bir yatak aramıştık. Ama herkesin bir bahanesi olmuştu, kimisi engel raporu istedi kimisi depoya bir bakalım dedi kimisi ben halledeceğim bu işi dedi hala dönüş yapacak. Bu bahsettiğim kişiler şuan seçimlerde ön sıralarda halkın içinde kendini gösterme ve bir yerlere seçilme derdinde). Demem o ki dokunalım, yüreklere, empati kuralım. Herşey para makam mevki değil. Küçük dokunuşlar yaşama azmini arttırır. 

 

Hayata gülümseyen, dik duran, mücadeleci, tüm zorluklara rağmen özgüveni ve yaşamı sevmesi sayesinde hayatın her alanında kendine yer bulan bu insanların engeli ne olursa olsun, ister zihinsel ister fiziksel, onların hayatını zorlaştıran ve çekilmez kılan aslında toplumun büyük bir kısmını oluşturan, sanal ortamda kalemşörlük yapıp gerçek hayatta tam tersi hareket eden insanlardır. İşin en acı kısmı ise, yapılması gerekenlerin, alınması gereken tedbirlerin bir bir sıralanıyor olması fakat  icraata bakıldığında hiçbir şey yapılmamış olmasıdır.

     

Yasal düzenlemeler yapılıyor, hesapta engelli vatandaşların hayatını kolaylaştıracak tedbirler alınıyor fakat denetlenmiyor. Sırf yapmış olmak için yapılıyor çoğu şey. Yapılan çarpık engelli girişlerini geçtim, en basiti kaldırımlarda engelsiz bir vatandaş bile yürümekte zorlanırken siz istediğiniz kadar fiziksel engelli vatandaşlarımıza akülü araba tedarik edin. O insan gerekli alt yapı oluşturulmadığı için sunulan bu imkanı kullanamadıktan sonra bu tarz girişimlerin hiçbir anlamı yok. Engelli park yerlerine park eden sürücüler mi desek, görme özürlü vatandaş için yapılan sarı çizgilerin ortasına yapılan trafolar yada üst geçitler mi desek. Saymayla bitmez ki. Gerek kurumlarımız gerek vatandaşlarımız  engellilerin içinde bulunduğu durumu ve karşılaştıkları durumu ille de başımıza bir şey geldikten sonra mı anlamak gerekiyor? Allah korusun ayağımızı kırdığımız zaman mı anlamamız gerekiyor bu ülkede tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve gerekli özeni görmemiş, kendi engelinden değil engelsiz beyinlerin engelinden muzdarip olan insanımızın halini?

Eğer biz bu insanları kazanmak, toplum içerisinde rahat hareket etmesini sağlamak ve hayatlarını kolaylaştırmak istiyorsak bunun yolu onları onure eder gibi görünüp toplumdan ayrıştırmak değildir. Kutlanmasın mı engelliler günü? Tabiiki kutlansın; ayrıştırmadan, dışlamadan ve uzaklaştırmadan.  Her yıl verilen sözlere ertesi yıl yenilerini katarak buluşmak değil, yapılanların sevincini paylaşmak için buluşmak. Farkındalık yaratarak, masaya sosyal mesajlarla değil yapıcı öneri ve fikirlerle, birleştirici bir şekilde, kimsenin kimseden farkı olmadığını anlayarak kutlansın.  Engellerin önüne engel koyarak değil, var olan engelleri teker teker kaldırarak hareket edilsin.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner52

banner53