banner47

Çevreciler, "Doğa katliamı istemiyoruz"

Silifke ilçesinde, bölgeye yapılması planlanan Termik santraller ve çimento fabrikalarının yapılmasına karşı Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Silifke ve Taşucu temsilcilikleri tarafından protesto edilip basın açıklamasında bulunuldu.

banner8
Çevreciler, "Doğa katliamı istemiyoruz"
banner17

Akkuyu Nükleer santrali ve Akdere’ye yapılması planlanan çimento fabrikasının bölgeye büyük zarar vereceğini belirten dernek üyeleri ve çevre gönüllüleri, pankart ve sloganlarla eylem yaptılar.

Silifke Şehir merkezinde bulunan Atatürk anıt meydanında basın açıklamasında da bulunan MERÇED üyeleri, “doğa katliamı istemiyoruz” sloganı attılar.

 

MERÇED üyeleri yaptıkları basın açıklamasının yanı sıra bir de duyuru yaparak;

Tüm doğaseverleri 11 Şubat Perşembe Günü saat 13 30’da Akdere’de çimento fabrikası 2.üretim hattı ilavesi için yapılacak olan ÇED toplantısına davet etti.

Hep birlikte el ele olup doğanın yok olmasının önüne geçmek için tüm halkın destek vermesi çağrısında bulundular. Dernek olarak bu toplantıya katılıp nükleer santral ve çimento fabrikaları yapılmasına karşı çıkacaklarını da belirttiler.

 

MERÇED Silifke Şube Temsilcisi Av. Ayşe Doğan yapılan eylemin ardından yaptığı basın açıklamasında “Akdere’de termik santrali ve yeni 2. çimento fabrikası istemiyoruz” dedi.

 

Doğan açıklamasının devamında şunları kaydetti:,, “Bugün burada,  Akdere’de yapılmak istenen  termik santrali  ve 2. Akdere çimento fabrikası ile yaratılacak çevresel ve toplumsal sorunları basının ve kamuoyunun dikkatine sunmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye’de, 1930’lu yıllarda yerli kaynaklara dayalı olarak başlatılan planlı kalkınma dönemi, özelleştirmelerle terk edilmiş, her konuda olduğu gibi giderek enerjide de dışa bağımlılığımız artmıştır. Ülkemizin başta hidroelektirik, güneş ve rüzgâr gibi yerli ve temiz enerji potansiyeli tamamen göz ardı edilmiştir. Siyasi iktidar, son 15 yıldır başta nükleer santraller olmak üzere, ithal kömüre dayalı termik santrallere ağırlık vererek enerjide dışa bağımlı, kirli ve riskli çözümlere yönelmiştir. Bu tercihlerle ülkemiz, temiz ve yerli enerjilere yatırım yapmaktan uzaklaşmakta, tüm dünyanın vazgeçmeye çalıştığı kirli, pahalı, sağlık ve çevre açısından riskli teknolojilere kaynak aktarmaktadır. Turizm bölgesi ilan edilen, eşsiz koyları, tertemiz denizi ile dünyanın cenneti diyebileceğimiz ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış deltaların yer aldığı, carettaların, fokların üreme merkezlerinin ve yaban keçilerinin doğal yaşam alanlarının bulunduğu, bizlerin doğup büyüdüğü, içinde yaşadığımız Doğu Akdeniz, nükleer santral, çimento fabrikaları ve termik santrallerle büyük bir tehdit altındadır. Bizler, bu topraklarda yaşayan insanlar olarak "Yerli ve temiz enerji" isterken “Ne termik, ne nükleer, rüzgâr, güneş bize yeter” der iken, Akkuyu Nükleer santrali ile ilk tehdit başlamıştır.

Dünyada hiç denenmemiş ve kullanılmamış yabancı bir teknoloji ile kendi ülkesinde yapılmasına izin verilen ilk Nükleer Santral, Akkuyu Santrali olacaktır. Hiç bilinmeyen bu teknoloji üzerindeki denetimin nasıl yapılacağı bilinmemektedir. Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santrali bir ilktir. Zira Dünyada başka bir ülkenin Devlet kuruluşuna kendi topraklarında nükleer santral kurma ve işletme yetkisi veren ilk ülke Türkiye olmuştur.

Türkiye ile Rusya arasında yapılan Nükleer teknoloji transferi anlaşmanın hiç bir maddesinde tasarım, malzeme ve operasyon hatalarından meydana gelen kazaların sorumluğunun Ruslara ait olacağına ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Sayabileceğimiz daha bir çok olumsuzluklara ve Japonya’daki Fukushima Santralinde deprem sonrası  yaşananlara rağmen ülkemizde, Japonya depreminden ders çıkarılmayarak, adeta bilime karşı durarak, 1973 yılındaki verilere dayalı,yeni bilimsel gelişmeler araştırılmadan, tartışılmaksızın ,jeolojik hiçbir araştırma yapılmadan , bu konuda kamuoyunu tatmin etmeden, deprem sonrası  Akkuyu  nükleer santral izninin verilmesi, Akkuyu Nükleer Santral kurulum kararının   ne kadar hatalı olduğunu göstermektedir.

 

İşte geldiğimiz aşamada; Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer santralin 1973 yılındaki verilere dayalı olarak hazırlanan çed raporu onaylanmış, nükleer santralin yapım çalışmalarına başlanılmış, Akdere’de Güney Afrikadan gelen kömürü yakıt olarak kullanan çimento fabrikası bitmiş, faaliyete geçmiş iken şimdi, aynı yerde 2.bir çimento fabrikası için ÇED süreci başlatılmış ve bu çimento fabrikalarının hemen yanı başında yapılmak istenen termik santralin ÇED raporu onaylanmıştır. Termik santral ve çimento fabrikası için hazırlanan ÇED raporları insan ve doğaya ilişkin bir çok olumsuzluğu görmezden gelen, yöremizde yaşanacak sorunların üstünü kapatan ,sadece bir prosedür tamamlama işlemi gibi görülmekte,aynen nükleer santralde olduğu gibi halkın sağlığı ve doğanın geleceği göz ardı edilmektedir. Oysa ki; Termik Santraller ve Çimento Fabrikaları kirli teknolojilerdir. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gıda kirliliği yaratmanın yanında,  çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler oluşturan yatırımlardır. Hava kirliliği dünya limitlerinin üzerinde olan Türkiye’de bu kirliliğinin en önemli nedenlerinden birisi zaten termik santrallerdir. Yeni yapılmak istenen termik santrallerle birlikte hava kirliliğinin daha da artacağı ve böylece halk sağlığını ciddi boyutta tehdit edeceği ortadadır. Termik santrallerde ve çimento fabrikalarında yakıt olarak KÖMÜR kullanılmakta olup, kömür, iklim değişikliğine ve asit yağmurlarına neden olan en tehlikeli yakıttır. Kömürün yanması sonucu açığa çıkan atık ise zehirlidir. 2.si yapılmak istenen çimento fabrikasında ve aynı yerde planlanan ÇED raporu onaylanmış bulunan termik santralde Güney Afrika’dan gelen kömür kullanılacaktır. Daha şimdiden, Akdere çimento fabrikasında kullanılan kömür ile Akdere’de yoğun bir hava kirliliği oluşmuş durumdadır. Akdere Çimento Fabrikasında günde 3.500 ton, Akdere Termik santralinde günde 17.500 ton kömür yanacaktır.

 

Akdere’de şimdi sadece mevcut çimento fabrikasının kömür tüketimi nedeniyle hava kirliliği yaşanmakta olup, aynı yerde yapılmak istenen 2.çimento fabrikası ve termik santralin kömür tüketimi ile birlikte, değil Akdere’de Silifke’de dahi nefes almak mümkün olmayacaktır. Kömür kullanımının, tatlı su kaynaklarını azalttığı bilinen bir gerçektir. Nitekim şimdiden yörede ve özellikle Işıklı’nın Bucağında su şikayetleri başlamış, suyun tadı kaçmıştır. Termik Santrallerin yaydığı zehirli gazlar, küçük partiküller ve radyasyon, insan ve çevre sağlığı açısından çok ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Özellikle Akdere’ de kurulması planlanan termik santral ve 2.çimento fabrikası yerleşim birimlerine yakınlığı nedeni ile bu bölgede yaşayan insanların sağlığı için açık bir tehdit oluşturmaktadır.

 

Akdere termik santrali ve 2.çimento fabrikası kurulunca; Akciğer hastalıklarında ve kanser vakalarında patlama yaşanacaktır. Hava; zehirli gazlarla kirlenecek, asit yağmurları toprağı ve suyu kirletecek, ormanlar ve doğal bitki örtüsü yok olacaktır. Toprak çoraklaşacaktır. Başta çilek ve narenciye olmak üzere tarım bütünüyle yok olacaktır. Denizimiz kirlenecek ve sahillerimizde turizm bitecektir. Yeraltı ve yerüstü sularımız kirlenecek, kullanılamaz ve içilemez hale gelecektir. Su altı yaşamı ve balıkçılık bitecektir. Yeşilovacık ve Akdere, kömür tozu ve kül deposu haline dönüşecektir. Bölgemizde yoğun göç ve işsizlik artacaktır. Denizi, yeşili ve havasıyla doğa tamamen kirleneceğinden, Silifke’de, Aydıncık’ta ve Gülnar’da yaşam zamanla tümüyle yok olacaktır. Ayrıca Akdere Termik Santralinin ve 2.Akdere Çimento Fabrikasının planlanan yerleri, Uluslarası Sözleşmelerle korunan Göksu Deltası’na ve 1. Derecede Arkeolojik Sit bölgesi olan hisardağı-gedikdağı yaban hayatı geliştirme sahası’na yakınlığı nedeniyle, koruma altında olan bu alanlara da zarar verecektir. Bizler; bölgemizde yapımı planlanan Akdere Termik Santraline ve 2.Akdere Çimento Fabrikasına karşıyız.

 

Yetkililerden halkın karşı olduğu bu yatırımlara izin vermemelerini istiyor ve bunu talep ediyoruz. Bu teknolojilerle, bize elektrik enerjisi vaat eder iken, bizim yaşam enerjimiz olan havamızı, suyumuzu, toprağımızı, denizimizi kirletip, yaşam enerjimizi elimizden alıyorsunuz. Biz, Çernobil Nükleer kazasından sonra Karadeniz’de yaşanan kanser ölümlerini, ülkemizde kurulu bulunan termik santrallerin bulunduğu bölgelerde ki sağlık sorunlarını hatırlatıp, “Kaliteli bir yaşam için önce enerji değil, sağlık gereklidir diyor, Bu tehlikeleri önlemek, yaşam hakkımızı, doğayı ve çocuklarımızın geleceğini sağlamak için herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”




banner19
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner36