banner47

Makine Mühendisi olmak isteyenler bu röportajı okusun

Makine Mühendisi olmak isteyenler bu röportajı okusun

banner8
Makine Mühendisi olmak isteyenler bu röportajı okusun
banner17

Makina Mühendisi Selda Sargın’la Makina Mühendisliği üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. 
HABER: ATİKE CEYLAN KAÇAR 
Makine mühendisliğinin kendi içinde ne kadar çok kola ayrıldığını öğrendik ve sizlerle paylaştık. İşte sizler için  sorduklarımız ve cevapları….

Çimen Mühendislik Adında Mühendislik ofisi bulunan Salda Sargın aynı zamanda  C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ve AİTM,MARTOY Yetkili Teknik Sorumlusu olarak iş hayatını sürdürüyor.

-Sayın Sargın bize kendinizden bahseder misiniz?

1980 yılında Gülnar ‘da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Adana ‘da tamamladım. 1999 yılında Mustafa Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü kazandım. 2000 yılında evlendim. Üniversite 1.sınıfta oğlum Mehmet Yaşarcan dünyaya geldi. O nedenle okulumu bir yıl dondurdum. Çok zor olsa da okuluma devam edip 2005 yılında mezun oldum. 2005 ve 2006 yıllarında 2 kızım oldu. Evlilik ve çocuk kısmını halletmiştim. Şimdi sıra kariyerimde ilerlemekti. O sırada Gaziantep’te yaşıyorduk. Burada yaklaşık 7 yıl çalıştım. 2014 yılında eşimden ayrılarak çocuklarımla birlikte Silifke’ye taşındım ve Medcem ‘de çalışmaya başladım. 2016 yılında tüm binaları Medcem ‘e teslim edip işleri tamamlayınca bu firmadan ayrılarak Silifke ‘de şu an çalıştığım kendi işyerim olan Çimen Mühendislik firmasını kurdum. Halen kendi firmamda devam etmekteyim. Çimen Mühendislikte Mekanik Tesisat Çizimleri, Enerji Kimlik Belgesi, Araç tadilat projeleri ve Kaldırma iletme ekipmanları ve basınçlı kapların periyodik kontrolünü yapmaktayım. Bu süre içinde yaklaşık 8 ay kadar da Akkuyu Nükleer Santral’de  çalıştım. Aynı zamanda C sınıfı iş güvenliği uzmanıyım. Gülnar–Bir Derneği Silifke Temsilcilik Sekreteriyim. Gülnar ve Gülnarlılarla ilgili yapılacak olan çalışmaları yürütüyorum. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktan büyük mutluluk duyuyorum. Silifke ‘de 2018 yılında Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Kadın kolları bünyesinde toplantı ve gezi komisyonu üyesi olarak siyasi hayatıma başladım.  31 Mart yerel idareler seçimlerinde ise partimden  Silifke Belediyesi Meclis Üyesi Adayı  oldum ve çalışmaktan büyük onur duydum.

-Ben kadın gazeteci olarak çok karşılaşmasam da arada bir kadından gazeteci olmaz düşüncesiyle karşılaşıyorum. Siz kadın mühendis olarak böyle bir durumla karşı karşıya kaldınız mı?

-Biz kadınlar toplumun her alanında yaşadığımız cinsiyet ayrımcılığını meslek alanlarımızda da yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Özellikle beyin gücüyle değer ürettiğimiz bir yerde cinsiyetin bir avantaj ve dezavantaj yaratmaması gerekir. Mühendis kişi sorunları çözebilir, pratik zekâlıdır. Kadın Mühendis de fabrika da üretim bölümünde çalışabilir, Proje de saha sorumlusu olarak görev yapabilir, Projeler de yöneticilik yapabilir. İş görüşmelerinde ne zaman evleneceğiniz, çocuk düşünüp düşünmediğiniz, eşiniz çalışmanıza izin vermezse tutumunuzun ne olacağı gibi erkek meslektaşlarınızın asla karşılaşmayacağı birçok soruya maruz kalırsınız. Kendimin bizzat başına gelen bir olayı anlatayım. Bir iş görüşmesindeyim. Fabrika Makine Mühendisi arayışında. Beni de mülakata çağırdılar. Fabrika Müdürü soruyor ,ben cevaplıyorum.

-Gece fabrika da bir sorun çıktı tek başına gelip sorunu çözebilir misin?

-Evet. gece arabama atlarım, fabrikaya gelip sorunu çözerim

-Gece vardiyasında çalışabilir misin?

-Evet çalışabilirim.

-Çocukların var senin için fabrika ortamında çalışmak zor olmaz mı?

-Çocuklarımın olması benim mesleki bilgimdeki eksiklik değildir. Çocuklarımın olması benim hayat mücadelemdeki kamçılarımdır. Onların varlığı bana güç katar. Onlar sayesinde daha iyi çalışırım’ dedim.

Yani bu en üst kademedeki erkek yönetici, kadın olduğum için gece fabrikaya gelemeyeceğimden endişelendi, çocuklarım olduğu için işimi sağlıklı yapamayacağımı iddia etti. Bu tarz düşünen bağnaz insanlarla zaten ben de çalışmak istemem. Çalıştığım yerde yarattığım değer üzerinden konumlandırılmak isterim. Kadın ya da erkek olmak bir avantaj ve dezavantaj olarak algılanmamalı. Kadın da isterse her şeyi yapabilir.

-Mesleğinizi neden Silifke bölgesinde yapmayı tercih ettiniz?

- Silifke’ye gelmem özel sebeplere dayanıyor. Burada sanayinin gelişmiş olmaması bir dezavantadı benim için.  Bir süre Medcem Çimento Fabrikasında çalışmaya başladım. Daha sonra kendi ofisimi açtım. Yani şartları kendi lehime çevirip birçok iş yapabildim burada. Silifke ‘nin mesleki bilgisini kullanan insanlara ihtiyacı var.  Sanayisi mermer fabrikaları ağırlıkta, burada sanayi kolunun çeşitlenmesi gerekir.Tarımsal ürünlerin işlenmesi gereken fabrikalarında açılması gerekir.

-Mesleğiniz yaygınlaştırılıp paylaşılması adına yaptıklarınızdan bahseder misiniz? Makine Mühendisi ne iş yapar?

-Makine Mühendisliği alanı çok geniş olan bir meslektir. Hareket eden her makine da, insan işlerini kolaylaştıran her çözümde makine Mühendisliğinin parmak izini görebilirsiniz. Bir makine mühendisi, her türlü tasarım, imalat, demir-çelik, nükleer ve termik santraller, uçak, ısıtma-soğutma ve bu gibi birçok sektörde bakım, onarım,  tasarım,proje ve idari görevlerde çalışabilir. Ben daha çok mekanik tesisat projeleri ve sahadaki uygulamaları üzerine çalıştım. Mekanik tesisat projelerini, Merkezi sistem klima tesisatı  ,Yangın tesisatı ,Havalandırma tesisatı ,Doğalgaz tesisatı vb gibi projelerin şantiye sahasında uygulamalarını takip ettim. Bu projelerde çalıştığım ekibin sevk ve idaresini sağladım. Projeye uygun malzeme tedariğini gerçekleştirdim. Sahaya gelen malzemelerin, makina parçalarının projeye uygun, iş güvenliği kurallarına bağlı kalarak, gerekli iş makinaları kullanılarak gereken yere montajının yapılmasını sağladım. Binaların her türlü mekanik tesisat çizimlerini yapıyor ve binalara enerji kimlik belgesi düzenliyorum.

Ayrıca tüm bu projelerin yanında; her türlü araç tadilat projesini A.İ.T.M (Araç İmal Tadilat Montaj) yönetmeliğine uygun olarak projelendirmesini yapıyorum.  TSE (Türk Standartları Enstidüsü)nin onayı ile otomobil, kamyonet, açık sac kasa, tente korkuluk, damper kasa, şasi tadilatı, çeki demiri ilavesi, vinç tadilatı ve benzeri tadilatların münferit olarak projelendirmesini yapıyorum.

Bunlara ilave olarak; Kaldırma iletme makinalarının ve basınçlı kapların periyodik kontrol hizmetini veriyorum. Örneğin forklift, transpalet ,ekskavatör gibi hidrolik üniteleri olan kaldırma iletme araçlarının ve kompresör ,hidrofor tankı gibi basınçlı kapların İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine göre sağlıklı çalışıp çalışmadığına dair rapor düzenliyorum.

-Kaç yıldır bu mesleği yapıyorsunuz, mesleğin iyi yanları nelerdir?size neler kazandırdı?

-Yaklaşık 11 yıldır bu işi yapıyorum. Öncelikle Gaziantep ‘te bir döküm atölyesinde çalıştım.  Döküm; sıvı halde bulunan metal veya alaşımların kalıplara dökülerek katılaştırılma işidir. Benim çalıştığım yerde kum kalıba döküm işi yapıyorduk. Bir şeyin baştan sona nasıl üretildiğini görmek harika bir duyguydu. Daha sonra halı ipliği makinası üretimi yapan bir firmada çalıştım. Daha sonra 5 yıl kadar merkezi ve bireysel sistem doğalgaz projeleri hazırlayıp uygulamalarını yaptım. Bu mesleğin iyi yanlarına örnek verecek olursam ise;  Doğalgaz ne demek biliyoruz. Tehlikelerini, nasıl korunacağımızı, Doğalgazı kullanırken olabilecek arızaları, acil durumlarda yapılması gerekenleri, mesela doğalgaz havadan hafif bir gazdır. Zehirli bir gaz değildir. Gaz kaçağı kokusu çürük sarımsağı andırır. Hissettiğiniz anda elektrikle ilgili hiçbir anahtara ne açmak için ne de kapamak için basılmamalıdır. Kapı komşunuza haber verirken bile ziline basmadan haber vermeniz lazım. Tüm bu önlemleri kıvılcım oluşumuna sebep olmamak için yapıyoruz. Ya da LPG den bahsedebilirim. Havadan ağır yine zehirli bir gaz değildir. Bulunduğu ortamda oksijen azaldığından doğalgaz gibi boğucu bir gazdır. Kaçak anında farkedilmesi için gaz algılama dedektörleri yere yakın noktalara montajı yapılır.

Ya da size Asansörden bahsedebilirim. Normal kişiler için sadece bir kabin, içindeki düğmeler ve aydınlatması görünür. Belki de çoğu insan üzerindeki etiketlerin bile anlamını bilmez. Ama ben bir asansöre binmeden önce etiketinin rengine bakarım. Sadece yeşil renk sağlıklı ve güvenli binileceğini ifade eder. Diğer renkler ise sarı uyarı işaretidir binilmesi sakıncalıdır. Mavi renk hafif kusurlu bir asansör olduğunu anlatır. Kırmızı ise tehlikeli olduğunu ve binilmemesi gerektiğini ifade eder. Asansör demek dikey kuyunun içindeki rayda yürüyen bir kabin, kabinin tam tersi yönde hareket eden bir karşı ağırlık ile insanları ya da yükleri istenen duraklara getiren araçlardır. Yani yaşamımda karşılaştığım çoğu ekipmanın nasıl çalıştığını ve güvenlik önlemlerini bilerek kullanıyorum.

-Bu meslek için yabancı bir dil bilmek gerekli midir?

- Mühendislik, bir konuyu çok iyi bilmek veya bir alanda uzman olmak değildir sadece... Bir konuyu çok iyi bilmek kadar, bir konuyu ''nasıl'' öğreneceğini bilmek de çok önemlidir. Hem mühendislik ve teknoloji konusunda, hem de bu teknolojinin yazılı-görsel dökümanlara dökülmesi konusunda diğer tüm yabancı ülkelerin, artik evrensel bir dil olan İngilizce dilinde meslek hayatına kazandırdıkları bir sürü döküman var...İngilizce bilmeyen bir mühendis, İngilizce bilen mühendislerin çevirilerine güvenebildiği ve bu çevirilere ulaşabildiği oranda beslenebilir.

-Üniversitede okurken en zorlandığınız ders hangisiydi?

-Statik dersi(Rijit cisimlerin kuvvet altındaki durumlarını inceleyen bilim dalıdır.) en zorlandığım derslerden biriydi. İkinci zorlandığım ders  Termodinamikti. Termodinamik ısıyı, sıcaklığı ve enerjiyi konu alan bilim dalıdır. Birinci yasa: Enerji yaratılamaz ya da yok edilemez, ancak bir biçimden başka bir biçime dönüşebilir…gibi birçok yasa öğrendik bu derste.

 -Mühendisliği seçmenize daha çok ne/neler etken oldu?

- Öğretmenlikten farklı bir meslek sahibi olmak, klasik mesleklerin dışına çıkmak istiyordum. Her zaman mühendislik bölümleri ilgimi çekmişti. Mekanik sistemler, robotik sistemler gibi teknolojinin geliştirdiği tüm sistemlerin nasıl çalıştığı ve nasıl geliştirildiği konuları özellikle lise dönemimde çok ilgimi çekiyordu. Çevremde bu bölümü okuyan insanlardan da bilgi alınca ve matematik ve fizik derslerini de sevmem doğru yolda olduğumu söylüyordu bana. Biliyorsunuz ki mühendislik eğitimi ağırlıklı olarak matematik ve fizik içeriyor,  ancak iş hayatına girdiğinizde bütün o matematik-fizik denklemleri yerine bu denklemlerin size, siz hiç farkında olmadan aşıladığı analitik bakış açısını kullanmaya başlıyorsunuz. Bir sorunla karşılaşınca doğru denklemi, doğru zamanda kurarak en doğru çözüme ulaşıyorsunuz.

-Sahada çalışırken, hemcinslerinizle karşılaşıyor musunuz?

- Bu bölümü kazandığımda üniversite de 4 kız 45 erkek öğrenci vardı sınıfımızda. Mühendislik bölümleri maalesef hala erkek egemen çoğunlukta. Dolayısıyla mezun olunca  iş yaşamında da erkeklerin sayıcı fazla olduğu ortamlar da çalışıyoruz. Ticarette kadınlara duyulan güven ve inancın, erkeklere oranla daha fazla olduğuna inanıyorum. Her türlü zorluğu avantaja çevirmek bizim elimizde.  Şuana kadar kadın meslektaşlarımıza çalışma şansını yakalayamadım.

-Mühendisliğin sizin için meslekten öte bir anlamı var mı?

-Mühendislik yaşam biçimidir. Uzun vadeli planlama yapmak, yaşamı sistematik bir şekilde yönetmek, yaşamın size hakim olması yerine sizin yaşamın kendisine hakim olmanız. Aslında hayat da matematiksel işlemdir, eğer formülü doğru çözerseniz, yaşam sizi değil, siz yaşamı esir alırsınız. Bu sayede önce bulunduğunuz alana, başarabiliyorsanız sonrasında dünyaya yön verirsiniz. Mühendislik yön vermektir.

-Başarıyı sağlamanızdaki en büyük etken neydi?

-Başarı, bir işin üstesinden gelmektir. Hayatta olumlu sonuçlar alırsanız başarılı olursunuz.  Kendimize ilgi alanlarımız doğrultusunda hedef koyduğumuzda daha fazla başarılı oluruz. Bu yüzden başarmayı istediğimiz her ne olursa olsun öncelikle bunu ne kadar istediğimiz ve ne kadar çok çaba sarf ettiğimiz önemlidir. Başarılı olma konusunda istekli olmak, planlı olmak, yılmamak, işimizi ertelememek, çevreden etkilenmemek ve motivasyon gibi birçok etken vardır.

-Yakın gelecekte Mersin’i nerede görüyorsunuz?

- Mersin bir liman kentidir. Ve binlerce yıl geriye uzanan uygarlıkların izleri var her yerinde. Uçsuz bucaksız limon, portakal ve muz bahçeleri var. Torosların eteklerinde koyunlarını ve keçilerini otlatan Yörükler, tepelerde üzüm bağları. Güneşin altında kumlara uzanmış turistler. Fakat Mersin aynı zamanda Türkiye’de çarpık yapılaşmanın, sahil kıyımının en önemli kurbanlarından biri. Doğal kumsal olan sahilinin büyük bölümü imara açılarak denize sıfır binlerce blok yapılmış. Sonra birbiri ardına her biri mimari felaket olan daha yüzlerce ‘yazlık site’ yapılmış.  Zeytin ve narenciye bahçeleri gereği gibi korunsa, imara kurban edilmese Mersin arkeolojik ve doğal güzellikleriyle dünyanın cazibe merkezi marka kentlerinden biri olabilirdi. Mersin’in sahil şeridinin uzunluğu ve doğal kumsalı oldukça büyük. Bu büyük bir turizm potansiyeli demek. Ancak bundan sonra bölgenin saldırgan bir yapılaşmaya kurban edilmemesi gerekiyor. Sahil şeridi koruma altına alınmalı. Doğal tarım, zeytincilik ve zeytinyağı üretimi, kültür ve doğa turizmine yönelme, antik kentlere gereken önemin gösterilip kazıların devam etmesi, muz ve narenciye üretiminin arttırılması Mersin’in marka kent olmasının yolunu açabilir.

-Bölgemize yapımına başlanan nükleer santral konusunda ne düşünüyorsunuz. Sizce yapılmalı mıdır, uzman olarak tehlikeli bir durum görüyor musunuz?

-Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman hepsinde onlarca nükleer santral mevcut. Bugün Kanada dünyada en fazla nükleer santral bulunduran ülke. Fransa enerjinin 75%’ini Nükleer’den elde ediyor. Bugün Fransa’nın gelişmişliği malum yine İsviçre Danimarka baktığımız zaman enerjilerinin birçoğunu nükleer santralden elde ediyor. Yerkürenin ısınmasına yol açan sera gazı emisyonları artışı giderek yükseliyor. Eğer dünya şu anki fosil yakıt kullanımı devam ederse küresel ısınma için eşik olan 2 santigrat derecenin altında kalmak mümkün olamayacak. Bu nedenle, her ülke elini taşın altına koyarak, sera gazı emisyonlarını azaltma yoluna gitmeli. Nükleer enerjide sera gazı emisyonu neredeyse sıfırdır.  Nükleer enerjinin normal kullanımında ise hiçbir gaz salınımı yoktur.  Türkiye'de nükleer enerji çalışmaları tamamlandığı takdirde kalkınma hızı artacak , ekonomik refah seviyemiz yükselecektir. Uranyum ve toryum nükleer enerjinin hammedeleri ve bu madenlerde ülkemiz de büyük oranlarda mevcut. Türkiye nükleer teknolojiyle enerji üretimine geçerse diğer ülkelere olan enerji bağımlılığı da ortadan kalkacaktır. Nükleer santralde kullanılan nükleer yakıtın bir kilosu; iki vagon kömür (100.000 kg) veya iki tank dolusu petrol (600.000 kg) yakılarak üretilebilen enerji kadar enerji verir, bundan dolayı, nükleer enerji hem daha ucuz hem de daha verimlidir. Nükleer güç santralı doğayı kirletmez. NGS kapalı üretim döngüsü olan bir tesistir. NGS’den havaya yalnızca temizlenmiş hava bırakılır. Nükleer santral güvenli ve çevre dostudur. NGS, tarım ürünlerine ve bölgedeki sulara zarar vermez. Bizim ülkemizde yapılan bu santral en son teknolojik sistemler kullanılarak yapılıyor. Denetimler ,güvenlik maksimum düzeyde yapılıyor. Zaten siz ülkenizde bir nükleer santral yapmaya kalktığınızda UAEK’nin  (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu) radarına giriyorsunuz. Asla bu işin inisiyatifini hükümetlere bırakmıyor. Bu konuda Japonlara güvendiler ama sonuç ortada.  Fukushima’dan sonra UAEK’nin verdiği teklif ve öneriler yasal bir zorunluluk haline geldi.

- Son olarak, Başarılı Bir Kadın Mühendis olarak, başarıyı yakalamak için üniversite öğrencilerine ne tür tavsiyelerde bulunabilir siniz?

-Öğrencilerin sürekli gelişime açık olmaları ve teknolojiyi yakından takip etmeleri gerekiyor. Günümüzde iş hayatı, teknoloji, sosyal çevremiz her şey çok hızlı değişiyor. İş hayatı başladığı zaman bu hızı takip etmek gerçekten çok zor olur. Bunun için en ideali, kendini geliştirmenin yolu tüm bu olayları üniversite hayatı boyunca yapmaktır. Kendini geliştirmenin ilk koşulu, bilmediğimizi bilmektir. Hayal etme becerisi, tasarım ve üretim yeteneklerinizi geliştirmeniz için 3B Modelleme programlarını öğrenin. Autocad ,Solidworks ve  sketchup programlarını öğrenmenizi tavsiye ederim. Unutmayın; mühendis, bilimsel ve teknolojik esaslara göre ortaya ürün, sistem ve süreç çıkaran kişidir.  İster teknik alanda çalışın ister satış, mesleğin esaslarını iyi bir şekilde bilmelisiniz. Bunun da üç yolu var; okumak, araştırmak ve uygulamak. Her zaman kendinize güvenin ve azimli olun. Mühendislik konularında okulu bitirince de yüksek lisans yapmalarını tavsiye ederim.




banner19
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner36