Son bir haftadan beri içimde derin bir acı hissiyle baş etmeye çalışıyorum. Bunun yanında hayat paralelinde bir sürüde sürpriz ve gelişmeleri getiriyor. Zaten ruhsal yetişkin olma becerisi zıttıyla var olanlar dünyasında, olan olaylardan nefs geliştirme, öğrenme, öğrendiklerimizi hatırlama ve bunları hatırlayıp etrafımızdakilerle paylaşma becerisi değil mi ?

Çok yakın bir arkadaşımın ablası aniden beyin kanaması geçirdi ve gencecik yaşında birden yoğun bakıma kaldırıldı. Ani olanla baş etme zaten çok enerji isteyen bir durumken, bunun cananının canını yakması acıyı katmerliyor galiba. İçin için yanan bir köz insanın ciğerinin içini yakmaya başlıyor. Arkadaşımla konuşurken bu süreci geçerken en çok kullandığım ve kullanılan kelimenin sabır olduğunu fark ettim.

Bu sebeple hem kendi hem de etrafımda negatif olayları yaşayanlar için sabır hakkında öğrenmeyi, öğrendikçe sabrımın arttığını gözlemledim. Hepimizin bildiği gibi bilinmeyen korkutur. Bildikçe korku sevgiyle yer değiştirir. Bu korkuyla baş edebilmek için hepimiz  falcı falcı dolaşmadık mı ?

Nedir sabır ?

Nasıl sabır gösterilir ?

Kimler daha sabırlıdır ?

Sabır öğrenilen bir şey midir?

Sabır yaşa göre değişir mi ?

Sabır bölgeye, coğrafyaya göre değişir  mi ?

Sabırlı insanlar toplumda daha çok mu değer görürler?

Sabır dinsel bir durum mudur ?

Bu sorular aklımdan geçmeye başlayınca bende öğrendiklerimi, gördüklerimi,  duyduklarımı, düşündüklerimi  sizinle paylaşmaya karar verdir.

İnsan sosyal bir varlıktır. Tamam bunu hepimiz biliyoruz. Çift yönlü yaşamda var olmayı biliyoruz. Hem doğduğumuz andan itibaren bireysel ‘BEN ‘olmayı öğrenirken, hem farklı farklı grupların içinde       ( ailemiz, okulumuz, arkadaşlarımız v.b ) ait olma duygumuzu geliştirip ‘BİZ ‘  olmayı deneyimliyoruz.

Ben den bize gitmek hepimizin öğrenmesi gereken hayat yolculuğu galiba. Ben olmayı becerebilirsek, birey olmanın tadını çıkarırız. Biz olmayı seçtiğimiz veya seçildiğimiz gruplarda sağlıklı ilişkiler kurarız. En uzun ilişkimizin olduğu kişi kendimiz olduğuna göre, çevredeki ilişkiler kendimizle olan ilişkilerin modellemesidir. Kendimizi sevdikçe, kendimize hoşgörülü davrandıkça, kendimize saygı duydukça, herkesin sorumluluğu yerine kendi sorumluluğumuzu aldıkça BİREY olmanın keyfine varır, başkaları tarafından kabul görürüz.

Peki  başkaları tarafından nasıl kabul  görürüz?

En sağlıklı kabul görme şekilleri kendi arasında ikiye ayırmak mümkündür.

Düşük onay ihtiyacı,

Yüksek onay ihtiyacı.

Düşük onay ihtiyacı olanlar iç kaynakları ile beslenirken, yüksek onay ihtiyacı olanlar dış kaynaklarla beslenirler.

Düşük onay ihtiyacı                                          Yüksek  onay ihtiyacı

İç kaynaklar                                                        Dış kaynaklar

Kişilik                                                                    Başarı

İlişkiler                                                                   Statü   

Değerler                                                                   Para

Prensipler                                                                 Mevki

Eski insanların daha çok daha mutlu, keyifli  hissetmelerin sebeplerinin başında dış kaynaklardan çok iç kaynaklarına yönelmeleri değil midir ?

Düşük onay ihtiyacı için kendimizde sahip olan değerleri fark etmeli, arttırmalıyız.

Nedir değerlerimiz ?

Adalet

Dürüstlük

Vefa

Merhamet

Cömertlik

Sadakat

Sabır

Dostluk

Nezaket

Değerler eğitiminin en önemlilerinden biri de sabırdır.

Sözlükte sabır kelimesinin anlamı 

 Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemidir. Yani sabırın içinde bekleyebile yeteneği vardır. Zorluklara boyun eğmeden mücadele edebilmek, haksızlıklar karşısında anlık tepkilerden kaçınmak, acele etmeden yerinde ve zamanında olgun davranmaktır.

Bekleme becerisi  ‘ özdenetim ‘ olarak adlandırılır.

Özdenetim ile ilgili bir deney yapılmış. Bu deneyde bir grup çocuk tek tek odaya alınıyor, masanın üstüne bir lokum konuluyor ve onlara şöyle deniliyor:’ Ben şimdi dışarıya çıkıyorum. Bu lokumu yemek istersen yiyebilirsin. Ama ben dönünceye kadar yemezsen san iki lokum vereceğim.’’ O gün bazı çocuklar bekliyor ve ikinci lokumu alıyor. Bazı çocuklar beklemiyorlar.

Araştırmanın esas ilginç yanı ise 20 yıl sonra, araştırmacılar bu kişileri buluyorlar ve hayatlarını inceliyorlar. Görüyorlar ki o gün lokumu yemeyenler, hem akademik olarak hem de iş hayatında daha başarılı olmuşlar.

Çünkü ogün bekleyenlerin farkı özdenetim becerisinin yüksek olması. Özdenetimli insanlar, gelecekte daha iyi bir şey için şu anda geçici görünen istek ve dürtülerini erteleyebilirler. Biz buna hazzı erteleme veya nefs diyoruz.

Benim çocukalarımın gittikleri okulda hergün beslenme götürmeleri gerekiyordu. Veliler çocuklarının diğerlerinin getirdiğinden kendi çocuğunun canının çekeceğini bunu engellemek için toplu beslenme önerisinde bulundular. Bence çocuklarımızın bireysel beslenmesi bir çok noktada ruhsal gelişmesine yani  nefs gelişmesine yardımcı olur.

Arkadaşıyla paylaşmayı öğrenir

Annesinden canı çektiği şeyi istemesini öğrenir

Annesinin yapamadığı bir şeyler olduğu zaman annesinin sınırlarını öğrenir

Annesinin arkadaşının annesiyle tarifler yoluyla sosyalleşmesine yardımcı olur

Canı bir şey isteyim yemediği zaman hazzı ertelemeyi, beklemeyi yani özdenetimini geliştirmeyi öğrenir

Farklı evlerdeki farklı yemek düzenlerini görüp, değerlendirme yapma bilinci gelişir

Yemek kültürü genişler

Örnekler çoğaltılabilir, bir küçük hareket hayatımızda büyük değişimlere yol açabilir. Kimse değişmez diye bir kural yoktur. Değişim ve esnemek hayatın ta kendisidir.

 

Sabır deyince akla en yakın kelime arkadaşı sebat gelir. Nedir acaba sabır ve sebat farkı ?

 

Sabır, Bir şeyin tamamlanması ya da sonuçlanması için bekleme gücü; Sebat, bir şeyi tamamlamak ya da sonuçlandırmak üzere gösterilen dayanıklılık gücü.

 

“Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.

Başla, usanmadan devam et, dağı bile devirebilirsin.” Özdeyişinde meyveden kasıt, tamamlanma ya da sonuçlanmadır. Yani beklemek zordur, bazen çok zor olur, ama tabii tamamlanınca ya da sonuçlanınca bundan sevinç duyarız. Dolayısıyla “üff” demeden beklemesini öğrenmeliyiz. Aynı şeyi sebat için de söyleyebiliriz. Gereken dayanıklılığı göstermek çok zor gelebilir, bize gerçekte acı da verebilir; tamamlanınca yahut sonuçlanınca da bu acıyı bize unutturacak kadar bir sevinç duyabiliriz.

Yukarıdaki özdeyişin ilk cümlesi sabırla ilgilidir, ikinci cümlesi ise sebatla ilgilidir. Sebat eden dağı bile devirebilir. Burada önemli olan kaba güç ya da hız, sürat değil, bıkmadan aynı şeyin üzerinde odaklanmayı sürdürmek ve buna dayanabilmektir.

 Hayat; başımıza gelen olaylara bakmaz, nasıl bir tavır takındığımıza bakar…

Duygunun doğrusu yanlışı olmaz, davranışın doğrusu yanlışı olur. 

Eğer birisi size hakaret ediyorsa, bu hakareti size değil de sadece bedeninize yaptığını kabul edin. Eğer size açıkça hakaretler yağdırıyorlarsa, bırakın onlar havanın içine karışıp yok olsunlar. Bunun aksine, eğer onlar sizi sessizce azarlıyorlarsa, o sözler zaten size ulaşmayacaktır. Bunlar için üzülmeyin.

Söylenen söz kişiye aittir, siz o söylenen söze dönüşmezsiniz.

Çocukların birbirlerine deli, salak gibi kötü sıfatlar söyleyip, hakareti duyan ağladığını gördüğümde, müdahale şekli olarak. Ağlayan çocuğa zencisin diyorum, sen zencisin.

Hayır ben zenci değilim diyor.

Demek ki söylediğim olmuyorsun. O söylesin; kötü söz sahibinindir. Sen o sözden ağlamak yerine doğru davranış yaptığında, sana artık böyle sözler söylemeyecektir. Tabi ikinci olarak kötü sözü söyleyen sakinleştiğinde konuşuyorum. İnsan kızgınken kalbi kapanır ve kulakları duymaz ……. İyi iletişim için sükûnet ve sakinlik gerekir. Öfkeli insanların içi sakin değildir. İç sakinliği için, namaz, zikir, meditasyon, müzik, spor, örgü her nasıl yapıyorsanız, günlük özel bir süre ayırmalısınız.

Geçici olan, süzülüp giden bulutlar için endişeleniriz. Bu, bir insanın gerçek doğası değildir. Gökyüzünde kara bulutlar toplanmaya başlayınca, güneşin veya ayın onları karanlığa boğduğunu belki de fark etmişsinizdir. Bu sizin canınızı sıkar. Birkaç dakika bekleyin. Kara bulutlar kayıp gidecek, güneş ve ay tekrar parlamaya başlıyacaktır. İstenilen şey biraz sabırdır.

İnsan ömründe umut ve ölüm ikiz kardeştir. Yaşamda mutlu olmak umuda yönelme becerisidir.

 

Karar verilmesi gereken şeye karar verince, onu başarıncaya kadar devam edin. Arzu edilmesi gereken şeyi arzu ettiğiniz takdirde, arzunuz tatmin oluncaya kadar devam edin. Sorulması gereken şeyi sorduğunuz takdirde, cevabını öğreninceye kadar araştırın. Düşünülmesi gereken şeyi düşündüğünüz takdirde, onu gerçekleştirinceye kadar çalışın. Sebat edin, dirençli olun ve hiçbir zaman pes etmeyin….

Başımıza gelen olumsuz şeylere sabır etmeliyiz, insanlığın yararına girişmiş olduğumuz işlerde de sebat etmeliyiz. Ne acele etmeli ne de bir an önce sonuç alma beklentisi içine girmeliyiz; çünkü meyve yavaş yavaş olgunlaşması sayesinde daha tatlı hale gelir. İşte, dengeli ve verimli bir yaşamın özeti budur. İnciri yeşil haliyle dalından koparıp elimizle yumuşatabiliriz fakat hiçbir zaman güneşte vaktinde toplandığı lezzete ulaşamayız. Sabır içinde süreçte kalma becerisinide barındırmaktadır.

Bir korkuyu yenmenin en kolay yolu onu tanımaya çalışmaktır. Bilgi korkuyu yener. Bu yüzden kendimizin eksik ya da zayıf yönlerini bilirsek, o konuda çalışarak kendimizi geliştirebiliriz.

Nasıl yaptığımız spora göre vücudumuzun çalışan bölgesinin kası gelişiyorsa, yaptığımız, okuduğumuz konulara göre değerlerimizi geliştirebiliriz.

Kıssadan hisse ……Işığınız bol olsun Sizi ve kendimi seviyorum.Işıkla kalın,      

 Aylin Uyar  0 532 6152665

Aile DizimiYaşam Koçu Reiki Master Scio ( biorezonans &biofeedback )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner52

banner53